Sadun OKTAV ile Byerley Türk ve Atçılık Üzerine
SADUN OKTAV İLE BYERLEY TÜRK VE ATÇILIK ÜZERİNE
Byerley Türk ve bu soyla ilgili konuşabilecek çok şey olmasına rağmen bunları oturup konuşabilecek kaç kişi vardır acaba... Ya da ben kaç kişi tanıyorum… Camiada fazla tanıdığı olmayan birisi olarak bu soruya çok kişi vardır demem oldukça zor ama en azından bir kişi var. Bir kişi ama benim gibi pedigri üzerine yoğunlaşmış biri için sıradan onlarca kişi tanımaya bedel… Sanal alemde tanıştığımız ama bu tanışıklığı gerçek dünyada pratiğe dönüştürdüğümüz ve atçılık konusundaki engin bilgisini görerek inandığım nam-ı diğer Sadun Hoca, Sadun Oktav var.
Byerley Türk soyunun son Chef De Race ismi Indian Ridge’yi yakından gören, Ahonoora’nın neden özel bir aygır olduğunun farkında olan, Dr. Devios isimli aygıra ismini veren veteriner ile Coolmore’da bir yıldan fazla birlikte çalışan. İdris’i, Inchinor’u ve daha birçok Byerley Türk hattından gelen ismi yerinde görüp incelemiş, Üstelik bu kandan olan Razgard’ı, Hatiana’yı ülkemize getirerek Ahonoora kanını ülkemizde yaymaya çalışmış. Şimdilerde Dr. Devious’un oğlu Scream To Scream’i harasında aygır olarak yetiştiriciliğin hizmetine sunan kişi… Bu kadar övgü nedir diye sormayın bunlar sadece benim onun hakkında bildiklerim. Bu sadece Icebergin görünen yüzü. Bir de görünmeyen yüzü var ki oradaki engin bilgiye de bu röportajla ulaşmaya çalışacağız…
Erhan Gökbayrak: Sadun Oktav adı ve soyadı camiadan olan insanlara çok şey çağrıştırıyor. Sadun Hoca öncelikle kısaca kendinden ve atların hayatındaki yerinden bahseder misin…?
Sadun Oktav: 1971 Adana doğumluyum. İlk, orta, lise tahsilim Adana’da, Üniversite tahsilimi Ankara’da yaptım. Atlara olan ilgim, ilkokul yıllarında babamın ilk atımızı almasıyla başladı. İlerleyen yıllarda atlar benim için bir tutkuydu artık. Üniversite yıllarımda bu işi öğrenmenin en iyi yolunun yurt dışı olduğu kanaatine vardım. İrlanda’da bulunan dünyanın en iyi atçılık merkezine Coolmore’a başvurdum yapılan mülakatla kabul edildim. Oraya kabul edilen ilk Türk olmak benim için her zaman övünç kaynağıdır.
E.G: Son yıllarda ülkemizde Byerley Türk ile ilgili faaliyetler olmaya başladı. Bunlardan biri de sentetik kum pistte koşulan Gr 1. Byerley Türk Koşusu. Bu koşu ve Byerley Türk ile ilgili çalışmalar hakkındaki görüşleriniz neler?
S.O:Dünyada Byerley Türk hattı safkanların özellikle çim pist performansları dikkat çekmekteyken onun adına düzenlenen bir yarışın kumda olması bence biraz düşündürücü. Ayrıca TJK yönetimine hitaben yazdığım yazımda bu hatta daha çok sahip çıkılmasını ve tanıtılmasına değinmiştim, umarım dikkate alırlar.
E.G: Byerley Türk soyu safkanların diğer iki soya (Darley Arabian – Godolphin Barb) göre en belirgin özelliği nedir?
S.O: Sportmen bir eşkal, sağlam tendonlar ve klasik al renk diyebilirim ilk etapta.
E.G: Ahonoora kanını Razgard, Coşturan, Kehribar, Hatiana gibi isimlerle ülkemize getiren ilk kişilerden biri olarak Ahonoora tercihinizin özel bir sebebi var mıydı?
S.O: Ahoonora hattını seçmemde ki ilk neden onun ve temsilcilerinin bizim ülkemiz pistlerine benzeyen Avustralya da başarı sağlaması.
E.G: Indian Ridge’i yakından görmüş biri olarak, Byerley Türk soyunun bu en son Chef De Race ismi ile ilgili neler söylemek istersiniz?
S.O: Bence o klasik bir Byerley Türk temsilcisiydi. Yüksek cidago, al renk ve yaprak tırnaklar… Umarım oğulları onun aygır babalığı kariyerini devam ettirirler. Zira kızları oldukça başarılı…
E.G: Bir başka Ahonoora temsilcisi olan Dr. Devious’a sanırım ayrı bir paragraf açmak gerekir. Bu konuda sanırım söyleyecek çok şey var…
S.O: Dr Devious, İndian Ridge’e oranla çok daha ufak yapılı bir aygır. Pedigrisi Coolmore’un sahibi John Magnier tarafından bizzat hazırlanmış. Derbiyi resmen beyaz bayrak ayna deyimiyle kazanmış bir şampiyon. Coolmore’un onu aygır olarak elinde tutmayıp İtalya’ya satmasının tek sebebi, bu aygırın günde bir aşım yapması. Ticari anlamda Coolmore’un işine gelmeyen bir durum bu…
E.G: Idris ve Inchinor’a da birer paragraf açalım.
S.O: İdris, arkadaşım Michael Keogh’a ait bir aygır. Yarış yaşamına Aga Khan renkleriyle başlamış ancak sakatlığı sonrası Michale’e geçmiş son derece kabiliyetli bir isim. İrlanda ve İngiltere’de pek tutulmasının nedeni, yavrularının oranın yumuşak pistine uyum sağlayamaması… İnchinior ise dünyada tanınan başka bir Byerley Türk. Onun bazı temsilcileri ülkemizde başarılı olamayınca ülkemizde hak ettiği ilgiyi göremedi diyebilirim.
E.G: Byerley Türk soyundan gelen isimlerin Thoroughbred ırkı içinde sayısının günden güne azalmasının sebepleri nelerdir.
S.O: Darley Arabian başta olmak üzere Godolphin hattı aygırların dünyadaki artan sayısı diyebiliriz… Birde buna bu hattın temsilcilerinin iğdiş edilmesi eklenince sayı iyice düştü. Tabii bir de Byerley Türk hattı kısrakların başarısı bu soyu iyice kısrak babalığı rolüne itti…
E.G: İğdiş (Gelding) safkanlar ve safkanların iğdiş edilmesi konusundaki düşünceleriniz neler?
S.O: Ülkemizde yasak ancak atların yarış yaşamını uzatan bir uygulama. Ancak özellikle Byerley Türk soyu erkek atların buna maruz kalması bizim istemediğimiz durum.
E.G: İngiltere ve İrlanda’daki atçılık üzerine yaptığınız çalışmalarda sizin gibi espirili ve gülmeyi seven birinin unutamadığı anılar mutlaka vardır. Bize bunlarla ilgili bir iki anekdot anlatabilir misiniz?
S.O: Pedigri meraklılarının ilgisini çekeceğini düşündüğüm bir anım var. Blush With Pride bu gün tüm dünyada bilinen bir kısrak. Kısrağın Coolmore geldiği haberini alınca öğle tatilimde onu görmek için koşa koşa yanına gittim. Sanki yıldız bir sanatçı gelmişti haraya. Geri dönerken birden yağmur bastırdı ve ben yaklaşık 300 metre uzaktaki ahırdan ofise geri döndüğümde sırılsıklamdım. Müdür ne oldu diye sorduğunda arkadaşlarım durumu anlatınca adam yüzüme bakıp imza da aldın mı bari dedi. Herkes çok gülmüştü bunu hiç unutamam.
E.G: Scream To Scream’i aygır kadronuza aldınız. Byerley Türk soyundan bir isim olan bu safkandan harada beklentileriniz neler? Scream To Scream’i hangi kandan kısraklara önerirsiniz…
S.O: Scream To Scream’in yarış stili babası Derbi galibi Dr Devious gibiydi. Ayrıca yavrularını kendine benzetebilmesi onun baskınlığının bir örneği. Demek ki yavrularına dayanıklılık özelliğini de verecek. Bu durumda ona süratli kısrakları çekmek gerekiyor diye düşünüyorum.
E.G: İdris’in oğlu Teeht To Teeht’i önümüzdeki zamanlarda aygır kadronuzda görecek miyiz?
S.O: Şimdilik öyle bir düşüncemiz yok.
E.G: Byerley Türk soyun tekrar canlanması ve Thoroughbred ırkında yüzdesinin artması mümkün mü? Bunun için neler yapılabilir. TJK’nın ya da Türk atçılarının bu konuda üstlenmesi gereken bir misyon olduğunu düşünüyor musunuz?
S.O: Evet mümkün ancak bunun en önemli yolu bu hattan aygırları kullanmak. Bildiğiniz gibi aygırlar senede yüzlerce yavruya sahip oluyorlar. Dünyada bu hattın aygırını Aga Khan kullanıyor. Bunun nedeninin şu olduğunu düşünüyorum; kendilerine ait kısrakların pedigrilerinde geçmişte kullanılmış Byerley Türk hattı isimler var. Özellikle de Tourbillon ile bu hattın devamında kilit rol oynayan Marsel Boussac’tan alınanlarda… TJK’nın yapması gereken ise bu hattan aygır alarak, yetiştiriciliğimizin hizmetine sunması…
E.G: Sizce Türk atçılığı çağ atladı mı yoksa yurt dışından bizi hala pohpohlanması gereken bir müşteri, kaçırılmaması gereken bir pazar olarak mı görüyorlar…
S.O: Eğer geride kalan 20 yılı göz önüne alırsak çağ atladık. Ancak bana sorarsanız hala emekle aşamasındayız. Dört-beş yılda bir alınan aygırlarla çağa ayak uydurmamız şimdilik zor tabii… Bir de bilinçli yetiştiricilik ve aygırlardan aygır üretebilmek yani kendi aygırını yetiştirebilmek şart.
E.G: Yurtdışındaki atçılık sektörü ile ülkemizdeki sektörü karşılaştırdığınızda göze batan bariz farklılıklar neler?
S.O: Haracılık anlamında TJK’nın aygırcılık ve pansiyonerlik yapması. Yarışçılık anlamında ise yurt dışında antrenörlük müessesinin, burada ise at sahiplerinin ön planda olması…
E.G: Sadun Oktav bilgisini paylaşmayı ve bildiğini öğrenmek isteyenlere öğretmek isteyen biri. Bu anlamda camiada ilklerden biri olacak bir kitap hazırlığınız olduğunu biliyoruz. Çalışmalarınız ne durumda.
S.O:Benim amacım bir kitaptan çok, kitaplar yazabilmek. Ancak bu gerçekten zaman alan bir konu… İlk etapta bilgilerimi ve tecrübelerimi başta sizin siteniz olmak üzere yazılı basında Yarış Dünyası dergisi ve Fanatik Gazetesinde yetiştiricilerle paylaşıyorum.
E.G. Kendi özel haranızı kurdunuz ve atçılık konusundaki bilgi birikiminizle yetiştiricilikte neleri hedefliyorsunuz.
S.O:Sahip olduğumuz değişik kan hattı aygırlarla, yetiştiricinin hizmetindeyiz. Yine atçılığa yeni başlayacak olan at sahiplerine pedigiri danışmanlığı, at satışı ve pansiyon hizmeti veriyoruz. Atçılık Meslek Yüksek Okulu ile kordineli bir çalışma sonrası mezun olan öğrencilere iş olanakları sağlamak hedeflerimiz arasında.
E.G: www.sadunoktavstud.com internet siteniz yayına girdi. Siteniz ve sitenizin içeriği ile ilgili neler söyleyeceksiniz.
S.O: Sitemizin kendi konusunda bir ilk olduğunu düşünüyorum uluslar arası standartlarda olmasına önem verdik. İnsanlar, sahip olduğumuz aygır ve kısrak stokunu ve koşan atlarımızın başarısını buradan rahatlıkla takip edecekler.
E.G. www.byerleyturk.org hakkındaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?
S.O:Eğer bir gün Byerley Türk hattı ait olduğu topraklara dönerse bunun arkasında Erhan Gökbayrak’ın ve sitesinin olduğunu herkes bilmeli.
E.G: Atlarla iç içe geçen bir hayatta ülkemizde ya da yurt dışında unutamadığınız safkanlar ya da sizin için efsane olan safkanlar var mı?
S.O: Çocukken Eliyeşil harasında gördüğüm KARAYEL’i unutamam yarışlarını göremedim ama yaşlılığında birçok kere gördüğüm bir isim… Birlikte top oynadığım oyun arkadaşım gibiydi. Ben ona topu atardım o da kafasıyla vurmaya çalışırdı… Coolmore’da 2 yaşında iken gördüğüm GIANT CAUSEWAY ve yine 2 yaşında seyrettiğim SINNDAR.
E.G: Hocam son olarak sizden yurt dışındaki tecrübeniz sırasında aklınızda yer eden bir anınızı dinleyerek söyleşimizi bitirelim…
S.O: Pedigri konusunda Coolmore’da ciddi bir eğitim aldım ancak güzel bir tesadüfün bunda katkısı da büyük. Coolmore’a ilk gittiğimde, ben oraya bağlı Lynstowns Stud’da işe başladım. Bu hara John Magnier’in ve Vincent O’brein’ın Coolmore’u ilk kurdukları yer yani ilk Coolmore da diyebiliriz. Burada, bu eküriye ait aygır anneleri kısraklar tutuluyor. Pedigriye merakımı gören hara menajeri çok dikkatli olmam kaydı şartıyla harada bulunan ve Bay Magnier’a ait not ve kitapların olduğu kütüphanenin anahtarını vereceğini söyledi. Çok sevinmiştim. Gecelerimi bu kütüphanedeki eşsiz arşivi devamlı inceleyerek geçirdim. Hangi atı neden aldıkları ve neden hangi aygıra çektikleri, yanlışlar ve doğrular hep oradaydı… Ele geçmesi ve okuması herkese nasip olmayacak bilgilerle dolu mükemmel bir arşivdi…
E.G: Final gerçekten güzel ve bir o kadar da imrendirici oldu. Eminim benim gibi bir çok kişi de şimdi o arşivde olmayı hayal etmiştir… İlginiz ve samimiyetiniz için teşekkürler…
ERHAN GÖKBAYRAK
Aralık - 2009





























